RAW MUTFAĞI YAKINDAN TANIYALIM

raw mutfak   

   RAW MUTFAĞININ KAYNAĞINA BAKTIĞIMIZDA, SAĞLIK FAYDALARI ÜZERİNE KURULU BİR İÇGÖRÜDEN ÇIKTIĞINI SÖYLEYEBİLİRİZ.

   Kaliforniya’dan çıkan bu akım sayesinde sağlıklı kilosuna ulaşan, direnç kazanan, daha genç görünen ve daha iyi hisseden insanlar raw mutfağı sahiplendiler ve bugün dünyada birçok beslenme uzmanı ve doktor, bu sistemin kanserden korunmaya dek uzanan sağlık faydalarını savunmakta.

   Peki bu sağlık faydaları neye dayanıyor? Kısaca, vücudun asit-alkali dengesine dayanıyor. Vücudumuz alkali bir yapı; hücreler ise alkali ortamda tam ve doğru çalışıyorlar. Fakat biz modern yaşamda maruz kaldığımız kirli hava ve klasik pişirme yöntemleriyle hazırlanmış gıdalar ile vücudumuzu asidik yapıya dönüştürüyoruz. Böylece, sindirim sistemi kullanması gerekenden daha fazla enerji harcıyor, vücudun kendini yenileme enerjisi tükeniyor ve tüm sağlık problemlerinin temeli kazılıyor.

   Oysa sağlıklı bir yaşamın sırrı, vücudun alkali dengesini kurmak ve sindirimi sistemimizi sağlıklı tutmakta. İşte bizler bunu raw, yani yaşayan gıdalarla beslenerek sağlayabiliriz!  

   Yaşayan gıdalar, canlı enzimler içerir. Canlı enzimler, vücudumuzda yiyeceklerin sindirimini kolaylaştırır. Enzim üretmeye ihtiyaç duymayan ve besinleri sindirmek için daha az yorulan vücudumuz ise daha fazla enerjiye sahip olur ve daha geç yaşlanır.

Canlı beslenme şeklini nasıl uygulayabiliriz? Canlı beslenmenin en basit açıklaması, pişmemiş besinlerle beslenmektir. Genel olarak; yediklerinizin %75’inin sebze, meyve, filiz, deniz yosunları, kavrulmamış fındık, badem gibi yağlı tohumlar olması öneriliyor. Geri kalanında ise, tahıllar, kuru baklagiller gibi kaliteli bitkisel proteinler öneriliyor. Bazı gıdalar dehidratörlerde 40-45 derecenin üzerine çıkmadan kurutularak pişiriliyor. Tohumların ve kuruyemişlerin yemeden önce 6-12 saat suda bekletilmesi enzimlerinin canlı kalmasına sebep oluyor.

   Bu sistemde hangi besinin kaç kalori olduğu değil, ne kadar besin öğesi içerdiği önemli. Çünkü, 45 C’nin altındaki ısıya maruz kalan yiyecekler yüksek besin öğesi içeriyor, vücuda girdiğinde canlı kalan vitamin-mineraller, antioksidan ve enzimler enerji oranımızı ve bağışıklığımızı yüksek kılıyor.

   Böylece Raw Mutfağın yaşayan gıdalarıyla ve alkali oranı yüksek şekilde beslenmemiz, vücudumuza yapabileceğimiz en büyük iyilik ve yardım olarak ortaya çıkıyor.

   SAF’IN TÜRKİYE’NİN ilk RAW MUTFAĞI OLDUĞUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?

0 cevaplar

Cevapla

Tartışmaya katılmak ister misiniz?
Katkı yapmaktan çekinmeyiniz!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir